Sakız Adasının Merkezi


Sakız adasından batıya doğru ilerlerken adanın başka bir görüntüsünü görüyoruz. 1930’da kurulan bir rahibe manastırı olan Panagia Voitheias’ın Kutsal Parthenon’uyla tanışıyoruz. Meryem Ana’nın simgesi mucizevi olarak kabul edilirken, katholikon ve banka ünlü hagiograf G. Panagiotakis tarafından hagiografisini yaptı. Hagiografi, dokuma, nakış ve küçük el sanatları ile uğraşan birkaç rahibesi var.
Daha sonra, Chora’nın batı eteklerinde bol bitki örtüsüne sahip bir alanda amfitiyatro şeklinde inşa edilmiş güzel bir köy olan Karyes ile tanışıyoruz. Daha da yukarısı, Pentodos Dağı’nda, 1886’da münzevi Parthenios tarafından 1700’lerden önce var olan, ancak evangelist Mark’ın yıkık tapınağının bulunduğu yerde kurulan St. Mark inziva yeridir. Hagiografi özellikle manastırda gelişmiştir. Yakınında şu anda aktif olmayan Kournas Manastırı var. Ceneviz İmparatorluğu yıllarında Sakız Adasındaki Roma Katolikleri tarafından kurulmuş ve Yaşayan Kaynağa ithaf edilmiştir. Türk işgali sırasında Ortodoks’a teslim edildi ve Yeni Manastır’a bir koltuk olarak ilhak edildi.

 

Nea Moni

1992 yılında ziyarete açılan Nea Moni Manastırı, Sakız Adası manastırları içinde en önemlisidir. Hayli ilginç bir kuruluş hikayesi efsanesi bulunmaktadır. Üç tane keşiş dünyadan ellerini eteklerini çekip çile doldurmak istemişler. Günlerden bir gün mağaranın bulunduğu dağda yangın çıkmış ve bu yangının söndüğü yerde bir ikona bulmuşlar. Bu olaydan etkilenen keşişler, dönemin senatörü MonoMachos’a gidip olayı anlatmışlar. Senatör ve eşi de etkilenmiş ve bu ikonanın bulunduğu yere bir manastır inşa edilmesi emrini vermiş.

İnşa edilen manastır, 17.000 metrekarelik bir alanda yer almaktadır. Dört bir yani yüksek surlarla çevrilidir. Zamanla inşa edilen manastır tam bir Rönesans dönemi yaşamış ve yapılan bağışlar ile adanın en zengin manastırına dönüşmüştür kısa zamanda. Osmanlı külliyeleri gibi kompleks bir yapıya sahiptir. İç bölümünde mozaikler yer almaktadır ki ziyaretçilerin ilgisini çeken de bu mozaiklerdir. Aynı zamanda yapının dokusu da ilgi çekmektedir.

1822 yılına kadar ayakla kalan manastır, bu yıl büyük darbelere maruz kalmıştır. 1900’lü yıllarda ise muhteşem heybete sahip çan kulesi de tamir edilmiştir. İçerisinde ana mabetten başka keşiş inzivaları, su depoları ve iki küçük kilise bulunmaktadır. Manastır, Osmanlı’nın gerileme döneminden önce işgal ettikleri son topraktır. Sekiz köşeli yapılardan biri olan manastırda bulunan tarihi eşyalar ve emanetler de manastırın kendisi gibi 1992’de ziyaretçi almaya başlamıştır.

 

Avgonima

Sakız Adası merkezinden 16 km mesafede yer alan Avgonima Köyü, biraz yüksek bir tepede konuşlandırılmıştır. Bugün pansiyon olarak kullanılan köy evleri, tamamen taş yapılardır ve yazın oldukça ferah, serin olmaktadır. Yerel halk nüfusu bir hayli az olan Avgonima Köyü, sakin bir tatil turu yapmak isteyen kişiler için ideal bir seçenek olabilir.

 

Anavatos

Anavatos Köyü, Sakız Adası’na yurt dışı turları ile gelen ziyaretçilerin uğrak noktalarından bir tanesidir. Köy, ada merkezine 16 kilometre mesafededir. Koruma kulesi bulunmayan köyde, Ortaçağ izlerini görmek diğerlerine göre çok daha zordur, özellikle Türk varlığından sonra adını duyurmaya başlayan Sakız Adası Anavatos Köyü yine de tarihin izlerini etkileyici bir biçimde yansıtmaktadır.

Rivayetlere göre köyü ilk yerleşim Monomahos Konstantinapolis’in isteği üzerine kurularak gerçekleştirilmiştir. Tarihi boyunca defalarca istilalara uğrayıp zarar gören köy, köy halkı tarafından her defasında tamir edilmiştir. Köyde yer alan Taxiarchis yani Başmelek Kilisesi günümüze kadar korunarak varlığını devam ettirmiştir. Köye uzaktan bakıldığında kendini hemen belli etmekte olan bu binanın kapısı, görkemli yapısı olduğu da bilinmektedir. 3 binadan oluşan yapıda aynı zamanda bir su deposu, bir okul ve bir de zeytinyağı değirmeni olduğu konusunda görüşler bulunmaktadır. Sakız Adası Anavatos Köyü’nün evleri ise yine istilalara karşı kule tarzında inşa edilmiştir. Sokakları ve kaldırımları taş döşeli olan köyde güzel bir koku da hakimdir. Aynı zamanda Elinda Plajı da turist çeken bölgelerden biridir.

Adanın kuzeyinde bulunan Anavatos Köyü, üretken ve çalışkandır. Tarih boyunca ticaret konusunda söz sahibi olmuştur. Denizden 450 metre yüksekte bulunan köyde, merkez kuleler üzerinde Cenovalıların mimari tarzına rastlanmaktadır. Köye giriş bir geçitten sağlanmaktadır. Diğer tarafı da uçurum olduğu için, böylelikle tek girişle doğal bir koruma ortaya çıkarılmıştır. Köyle yer alan evler ise bitişik bir düzende kurulmuştur. Çatılar ahşap, düz ve kapılar büyüktür. Ahşap teraslar ve küçük dar avlular, bu köy evlerinin kendine has mimarisini yansıtmaktadır.